Kız Çocukları Okumalı

Sadece Tek İsteğim Okumaktı Oysa ki

Bu Benim Hayatım Ben 15.03.1971 tarihinde ailenin dördüncü çocuğu olarak dünyaya gelmişim hatırladığım ve aklımda kalan abımın beni okula yazdırmasıyla başlıya Safranbolu ilçesi çerçen köyü irezli mahallesindeki birleştirilmiş sınıflarda ilkokul hayatım başlamıştı eminim birleştirilmiş sınıfı aramızdaki bir çok kişi bilmez köylerde öğrenci az olduğu için 1. 2 ve 3 sınıf bir salonda 4 ve 5 bir salonda eğitim aldım ilkokul birinci sınıf öğretmenim emel Şatıroğlu okul öğretmenim karı koca idi 1.2 ve 3 sınıfı emel öğretmenimde 4 . sınıfın yarısına kadar da Mustafa şatır oğlunda okudum

   Mustafa Şatıroğlu aynı zamanda okul müdürümüzdü başarılı bir okul hayatım oldu birinci sınıfta herkezden önce okumayı öğrenmiştim ders yapmayı okumayı seven bir öğrenciydim emel hocam ilk temel eğitimi bize öle güzel vermiştik ben de hocamı dinlediğim için derslerimde başarılı olmuştum sabah 7 kalkar tarhana çorbamızı içer evde ne varsa yanımıza azık olarak alır yoksa da kuru yufka ekmekle okula giderdik benim yaşadığım bölge köydü 7 haneli bir köy kara denizde köyler parça parçadır köy okullarıda bu parça köylerin ortasına yapılır ve okula civar köylerden öğrenciler gelir

Benim köyümle okulumun arası yürüyerek yazın yarım saat kışın 1 saati bulur bazen geçerdi 7.30 8.00 gibi evden çıkar okulun yolunu tutar 9.00 da istiklal marşı ve andımızla derse başlardık öğleden sonra paydos zili çalar hızlı hızlı evin yolunu tutar eve gelince de ahırdaki hayvanları otlatmaya giderdim ders çantam sırtımda hayvanların peşinde dersimi yapardım babam hep istanbulda olurdu fırıncı idi

  Ablam evli abım de İstanbul da ben ve benden küçük kız kardeşim annem ben dedem evdeydik köy işleri hiç bitmez bağ bahçe tavuk hindi malum köy işleri ilkokul hayatım 4 sınıfın ikinci döneminde öğretmenlerimin başka yere tayini çıkması ile 4 sınıfın ikinci dönemini okumadan 5 e geçtik okullar açılırken bize yeni öğretmen vermişti milli eğitim bu kez tek öğretmendi

  Sevgili hocam İskender Mete tek başına 5 sınıfı 2 salon olarak üstlendi ve başladı bizi okutmaya İskender hocam bendeki başarıyı çok geçmeden anladı ikinci yarı yılda milli eğitimin köy okullarına sunmuş olduğu devlet parasız yatılı sınavlarına beni soktu dedemin itirazlarına rağmen beni sınava kayıt yaptırdı ve beni benim gibi bir iki öğrenciye alıp bizi sınava soktu sınava devletin atadığı başka

  Öğretmenler geldi sınav kağıtlarını onlar çıkardı ve biz sınava girdik ben bu sınavda çok başarılı olmuş ve dereceye girmiştim orta ve liseyi bana devlet okutacaktı kayıt yaptırdığım dada karabükde bana 30 mertek ara arsa vermeklerdi dedem karşı çıktı tabi kız kısmı okurmu otur evde bana hayvanların peşinde çoban lazım dedi ilkokul bitti ve diplomamızı aldık benim vesikalık bir resmim bile yok ve

  Köyümüzdeki en yaşlı büyüğümüz o yıl okulu bitiren öğrencileri toplayıp safranboluya resim çektirmeye gittik ben ilk defa köy dışına çıkmıştım Safranbolu bana çok büyük gelmişti ve kendimi oraya çok yabancı hissetmiştim diplomamı da almıştım ilkokul mezunuydum artık o yıl ağustos ayının ortalarına doğru öğretmenim İskender Mete ile beraber bize bir jip geldi bu jip i millieğitim beni almak için yollamıştı o günü ve o anı hiç unutmam girmiş olduğum sınavda başarılı olduğum için devlet beni okutmak istiyordu ama dedem yollamıyordu babam zaten yok bizimle hiç ilgisi olmadı   Annemin söz hakkı yok tek sorumlu dedem öğretmenlere ısrarla karşı çıkıyordu ve aklımdan çıkmayan ve de ömrümce çıkmayacak olan o söz muallim bey ben kız çocuğunu okutup da el kapısına alimmi yetiştiremem kız el hakkı 2 yıla kalmaz evlenir gerek yok dedi hocalar etkili olsun diye karabükdeki 30 metrekare arsadan bahsedince dedem yerinden kalktı ve oturduğu odanın

Penceresini açtı ve kolunu kaldırarak muallim beyler işte buraları görü yomusunuz buraların her yeri benim ben karabükdeki o ufacık arsayı ne yapım uzak ekemem dikemem değmez dedi ve öğretmenleri yolladı benim hayatım da bölelikle her köy kızı gibi köyde köy işleri ile geçti ama ben okumayı hiç bırakmadım safranboludan yada başka şehirlerden gelenler yanlarında getirdikleri bişiyler gazete kağıtlarına sarılı olur ben onları biriktirir defalarca okurdum çamurda atılmış bir gazete parçası bulsam onu kurutur acaba ne yazıyor diye kurumasını sabırla beklerdim safranboluya gidenlere bana kitap dergi ne bulursanız alın derdim

  Bazen alırlardı yada civar köylerde düğünler olursa gider yaşıtım olan çocuklardan okumadıkları kitap dergi ne varsa isterdim ve onları zevkle okurdum işte benim hayatım köyde anne baba sevgisi görmeden evin kızı çocuğu değilde sanki işçisi yada kimsesi olmayan beslemesi gibi geçti çalış her yerde çalış odun et çapa yap meyve topla şerbet yap değirmene git un yaptır kız değilde erkek çocuğu gibi geçti takı 17 yaşıma gelip de evlenene kadar martda 17 yaşıma girdim ve nisanda evlenerek

  İstanbul geldim köy hayatı o kadar zor ve yorucu idi ki sevinmiştim evlendiğime çünkü bu zor hayattan kurtulacağımı düşünmüştüm vede bana sorulmadan görücü usulü ile evlendirildim ben hikayemi özetleyerek yazdım bu tür kız hayatı yaşantılarının hep doğuda olduğu ele alınır oysaki bu

  Karadedizdede böle ama karatenize kimse kulak vermez ben bizzat yaşayan biri olarak her şeye şahidim şu an benimde bir kızım var ve ben herkese seslenmek istiyorum lütfen kız çocuklarına sahip çıkalım kız çocukları bu vatana millete sahip çıkacak olan yiğitleri dünyaya getirecek olan birer melekler ama nedense hep harcanan hep hakkı yenilen hep hor görülen biz kadınlar ve kızlarımız burada satırlarıma son verirken buda benim hayatımdan çocukluğumdan bir kesit

  UNUTMAYALIM
En değerli varlığımız dediğiniz kadınlarımıza kızlarımıza annelerimize lütfen sahip çıkalım
( çok gülen görünen ve gülüşü güzel olanın içinde –çok  derin yarası vardır.) CEMİLE YÜKSEL

Kız Çocukları Okumalı

Kız Çocukları Okumalı” için bir görüş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön